Marka ve ideoloji;

Tarih 18 Ocak 2009 
Kategori doğruya doğru

Marka ve ideoloji;

 

İsrail’in Filistin’deki savaşı..ve savaşa verilen tepkilerin başında gelen marka boykot çağrıları Biraz incelendiğinde, bu hakim marka ve pazarın hayata ait her alanda baskısı görünüyor..Ve bizim davet edildiğimiz ise bu ürünleri almayarak tepkinizi gösterin önerisidir…Tamam almıyoruz..Ateşkesten sonra?..Ya daha sonrası?..

 

Veya aldığımız başka ülke ve milletlerin  tüketim pazarına sundukları ürünlerin niteliği..yerli ürünlerin kimliği..veya üretim ham maddesi..sağlık ve  tarım alanlarının gereksinimi…Ağır sanayi mantığı..Silah endüstrisi antlaşmaları..Stratejik çıkarcılığın hassas çizgileri..Kısaca insanlık markamız bu kuşatmanın altında kaybetti mi?

 

Veya şöyle diyelim..Bu markaları bu kadar vaz geçilmez yapan nedir?Yaşamın en ince ayrıntısına kadar..kalemden mendile..kravattan iç çamaşırına..diş fırçasından sabuna,daha daha nelere kadar için içine nasıl girdiler?Ve neden her başarı hikayesinin arkasında bir yabancıdan yabancı bir mantık vardır?Ve neden o kimlikler prensipli çalışmanın en zirvesinde görünür ve gösterilir?..Bunları bu kadar dokunulmaz ve ulaşılmaz fikirler olarak benimseten acaba Hollywood film endüstrimidir..Amerikan pazarlama tekniklerimi?Bunlar başka dünyadan gelip üstün düşünce ırk’ı olup bütün insanlığı etki altına mı aldılar?..Aşılmaz ve artık asla yaklaşılamazlar mı?

 

Hadi onlar başardı diyelim..Bizdeki maniler nedir?O İnsanların, toplumların ve daha her neyse marka olmalarına neden olan şeyler bizim için maniler teşkil eden bir şeyler mi?Onları bir araya getiren şeyler bizde ayrılık sebebi mi?Ve onlar güçlenirken ve dünyayı ekonomik ve sosyal olarak sarsarken kullandığı gerekçeler bizde çaresizlik ve mahkumiyet nedenleri mi?

 

Marka bir kalıtımsal ideoloji değildir..marka, fikrin yayılım ve kanıksanmasında ekonomik bir tedbirdir..Bir ürünle bir toplumu yok edemezsiniz..Ama aynı üründen kazandığınızla çok imha tarzları geliştirebilirsiniz..Silahlar yapabilirsiniz…Ve ya tam aksine aynı ürünle bir toplumun sosyal seviyesini yükseltebilir..ve yine fikirden fiile uygun ürünlerle insaniyeti mükemmelliğe taşıyacak yatırım argümanları geliştirebilir..ve satın alabilir ve satabilirsiniz…

 

Eşya özelliği ile sessiz bir eylemcidir..Hitap ettiği alan bazen aklın en son idrak ettiği bir süreçtir..Alışkanlığa sebep olan bir arz..müptelalıkla sadık tüketicisini ortaya çıkarır…İhtiyaç olamayan bir şey yapıyorsanız önce ihtiyacı üretmelisiniz…İnsan yapısında olan rahata olan meyil..ve kendine özel her sesleniş cevapsız kalmayacak bir yatırım alanıdır…Keyif ve heveslere pazarlanan her ne ise fantezi sarfiyatını tetikleyecek ve özdeş bir kabulle üretim vizyon tamamlayıcılığına belirlemiş olacaktır…Bu potansiyeli kolaylıkla etkileyemezsiniz…

 

Çünkü bir anlamda kendi tüketicisinin karakterini ürünleri ile belirliyor… Ve hiçbir direniş genel anlamda bu bağlantıyı uzun süreli baskı altında tutamaz…

 

Mesela..Eşofman alacaksınız?Mesela şampuan kullanacaksınız? Ve doktorunuzun verdiği merhemi yaranıza süreceksiniz… Hangi marka ürün alacaksınız? Çamaşırlarınız tertemiz hangi deterjanla yıkarsınız? Hangi kahve markasının vatanı öz sermayedir? Ve hangi meşrubat millidir?Ve terk ettiğimiz alışkanlıklarımızın yerine bir daha” asla yı mı”?koyacağız..Yoksa muadil kimlikte bir varımız var da onu mu bilmiyoruz?

 

Tüketim malzemeleri kullanım ve uyumla insanlık ihtiyaç paydasında evrenseldir…gerçek ihtiyaçlar..veya gerçek olmayan talepler ayrı ayrı stratejilerle rekabetli ve rekabetsiz şekilleriyle müşterisine sunulur…İnsanlar bu ürünleri genel anlamıyla  ideolojik ve milli olarak değerlendirmezler..hayat algıları ve bir çok nedenleriyle beraber karşılık veririler…

 

Kalite seçicilikte gayet insani bir tercihtir. Ve tüketim algısı gereksinim çekiciliğiyle sınır tanımaz alış veriştir… Hiçbir mandalina yerli malı değildir…Üzerine koyulan etiketler ise ondaki hazırlanış emeğini sahiplenmektir…Yoksa toprak kendi markasının telif hakkını istese…..

 

İşinizin karakterinin sembolü olan marka..gerçeğin konjöktöründe realite ile bezenmiş ise kalıtımsal klasiklikten söz edebiliriz..Kalite ve nitelik gerekçeleri üretiminizin devamlılığını gelişim içinde temin eder..belki adımları biraz yavaş görünür..Ama tesiste aşama esastır..Yoksa lokal ve taklidi yükselişler..hamlesi başkasının hamlesine bağlı ve bağlı olduğu sinerjinin kısır bir döngüye girmesiyle kendi yürüyüşü de duran bir konumda kalmakla karşılık bulmak kaçınılmazdır…

 

Marka öz güvenin ismidir..Üretmiş olmak üretim olarak bir sermayedir…Bir şeyin ortaya çıkmasında ki tamlamalar onun imhasında hiçbir çaba bile istememektedir..Bu nedenle markanın kimliğinin korunması bir misyona hizmet edecek düşüncenin sembolize edilmesi demektir…

 

Evet, göz yaşları..eyvahlarımızın ciğer dağlayan ve insanlığımızın ağlayan yanlarına amerikan patiskaları bağlamak değildir belki de yapmamız gerekenler…Beklide insanlıktan fukara ölmüş idraklere karşılık hayattar değerler üretmektir…Belki hakim bir ablukanın altında fason bir hüviyet aramak değil de..Kendi özgürlüğünü temin edecek..ve onu ifade edebilecek ses ayarlarını yapmaktır kim bilir…

 

Yeniden başlamak için o kadar çok neden var ki…

 

 

 

 

Murat Safitürk

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum yap