Başar(mak)…

Tarih 29 Ocak 2009 
Kategoridoğruya doğru | 1 yorum

 

 

 

 

 

Başarmak…

Her emeğin beklediği bir karşılık…

Sevmek gibi…

Aşk gibi…

Aş gibi…

İş gibi…

Başarmak…

Yalnız başına yalnızca kalmak mı?

Başarmak beraber olmak mı?

Başarmak üleşmek

Başarmak düşene el olmak mı..? el durmak mı?

Başarmak bir kar parça beyaz patiskalık akibette akıbetsiz boğuşmak mı?

Başarmak okul mu…Başarmak..yurt mu yol vatan mı..Başarmak başaranı da başarıyı da topak altına sokan mı?

Başarmak nihayet endiş toprak olmak mı…Anılmak sayılmak..Arınmak barınmak ardından vahlanılmak mı?

Başarmak yedisi..kırkı..kırk biri tekmil yasin okunmak mı?

Başarmak ah başarmak..başardığını farkına varamamak kadar başarılmaktır beklide..Belki de başarılmışsındır kim bilir…

Ve ne için yaşamaksa…

Ve ne için çalışmaksa…

Ve ne için selamlaşmaksa…

Ve ne için hatır sormaksa…

Ve ne için kazanmaksa…

Ve ne için harcamaksa…

Ve ne için Sırt sırta durmaksa…Düğün niyedir..nöbete ne diye gidilir..Neden toprak sürülür..neden gelinir neden ölünür…?

İzzet ne dir mesela…Hani şeref..hani onur..ya gurur..Ya izzeti nefs denilen nefsi müdafa denilen..Meskun mahalli..hani haneye mütecaviz kimdir.. uzatır başını…

Ya mahpus damları…

Ya avukatlar..

Kamu davaları savcılar…

Yeminli yeminsiz doktorlar…

İmanlı imansız limanlı limansız….

Hâkimin hakemim felsefem boyum değneğim…

Ne için dayanmak…

Ne için rekabet…

Ne için bir birini yutmakla beslenmek…

Akifin tek dişlisinin diş kirasımıdır ödenmeyen…

Medenisinin (m)sini aldığın edeniyet midir biri birini küçük balık görmek…

Hani meşahirlerin ..kahramanlar..hani seyid onbaşılar ali çavuşlar mı..Yoksa o topu tüfeği sırtına koyan bir dava mı..?kim bilir…? Devamı

NE YAPMALI

Tarih 26 Ocak 2009 
KategoriRasathane | 1 yorum

2009 ilk günleri,şöyle bir temaşa edelim etrafı,etraflıca…

       Bilinen herşey öylesine çabuk değişiyor,öylesine çabuk tükeniyor ki..Teknoloji ile birlikte herşey birbirine olabildiğince yaklaşmışken,iyi ve kötü de,herkesi ilgilendiren konuma doğru ilerlemekte.Kısaca bahsetmek gerekirse,baksanıza;dünyayı umumi sıkıntıya sokan mali kriz,heryerde fiili yada fikri savaşlar,çevre kirliliği,asayiş ve güvenlik sorunu,korkutucu susuzluk,insani sorunlar ve bunun gibi üzerinde durulabilecek birçok konu başlığı…Tabi ki içimizi acıtan,insan olan insanları efkara sokan bir durum.

       Şunu bilmek gerek ki,her hadisede iyi bir yön mutlaka var.İnsanı umuda meylettirecek,çabayla birlikte doğruya gidecek bir yol…Bahsi geçen sıkıntılara baktığımızda,bilerek yada bilmeyerek öylesine güzel bir hal çıkyorki karşımıza,belkide bu sorunları kökündek halledebilecek bir hal;birliktelik…Herkes öyle yada böyle birşeyler yapmaya çalışıyor,ortak fikirler üretiyor,çözümün şahsi değil umumi olabileceği konusunda birleşip,emek harcıyorlar.Meselenin kısaca özetlendiği buraya gelene kadar görüyoruzki,hayatta herşey olabiliyor,başa geliyor ve bundan en çok tabiki şuurlu insanoğlu hat safhada etkileniyor.

       Şimdi ne yapmalı ne etmeli,kim kurtaracak bizi,ne olacak gibi bir çok soru akla geliyor tabi.Tabiki mucize olmayacak ancak kesinlikle bilinmeliki gayretimizi ve çalışmalarımızı daha da arttırarak,birlikte birşeyler yaparak aşabileceğiz bu durumu.Çünkü şu dünyada ki intizama bakılınca görülüyorki hiçbir zaman şahsa,ferde veya belli bir zümreye bakan  çalışmalar tedavi olamamıştır umuma.İnsanlığı kurtaramayacak,tüm insanlığa ulaşmayacak çözümler sürekli revize edilecek,bu olurkende kar kalan dertker tasalar olacaktır. Devamı

Marka doğuş ve hayat süreci;

Tarih 25 Ocak 2009 
Kategoridoğruya doğru | Yorum yap

 

 

 

Marka doğuş ve hayat süreci;

 

Bilgi ve  onun hayata geçirilmesinin tasarımı..Ve yapabilecek imkanların olması…Yani Hikmet denilen..İçeriğinde neden ve niçinleri barındıran..Ve soruların çözüm ve olayların tanımındaki yeterlilik ve ikna gerekçeleriyle dolu olması gereken bir açı…

Ve hikmet var oldukça düşünce hürdür…

Çünkü üretmek ya özgürlüktür veya özgürlük içindir…

Bir şeyin ortaya çıkarılma iradesi,fiil alanına çıktığında karşısında o hareketi içine alacak bir daireyle karşılaşır..şartların donanımıyla karşılaşan düşünce kendini organize ederek uyum sağlanması doğrultusunda programını yapar…

Kullanılacak her şey bu fikri kalıplandırmak için beklemektedir..hazır oluşum bu ham maddeyi çarkları arasında kendine ait bir statüye taşır..Arz ve talep denilen talebe arz etmek üzere tesis edilen standart bir konjöktör işlemeye başlar…Burada icat dan söz etmek mümkün değildir..Sadece bu yatırım bir ar-ge güncellemesidir…Mümessil düşüncenin tanıtımına karşı mevcut konumu elastikiyet ile yeniler..Aslında bu bir yenilikçilik değil..pansuman tedbirlerdir..İcat ve yenilik bir birinin hem nakilesi ve ahizesidir..Hem alıcısı hem vericisi olarak bir üretim değirmenini çevir…

Her fikrin ve iradenin mucit olması elbette beklenemez..Fakat var olunan yani içinde bulunulan ortam iyi bir gözlemle ve fikir alış verişinin istişareye dayalı tutanağı ile tahlil etmek mümkündür..ve “Big beng”bir genişlemenin sinerjisini temin edebilir…

Her fikrin ve düşüncenin de en merkezi vuruşları beklemez..Çünkü her şeyin maddi ve manevi bağlı bulunduğu bir aşama kanunu vardır..Mükemmellik bir gelişim sürecidir..netice olgunlaşmadan elde edildiğinde anlık ve görsel bir şovdur…Klasik görünen aşama hayatla beraber gelişen eşyanın konumuyla da özdeştir…Alamet-i farika denilen gerçek ulaşılması istenilen kemal noktasında bir çekim merkezidir…

Bir şeyin varlık dünyasına taşınması ve yaşam içerisinde bir hacminin bulunması bir çok parçanın bir araya gelmesiyle mümkündür..Ve zamanın tefsir edilmesi denilen hadise,büyük ve komprime bir bulutun işlev kabiliyetinin istiabına göre bıraktığı yağmurlardır…

Tarla hazırsa..tohum içinde yazılı planlamaya göre başını göğe doğru ve meyve vermeye kabil uzatacaksa bu damlalar inkişaf etmenin açılmanın özverili bir çalışma içinde bekleyişinin neticesidir…

Elimizdeki tohum dünyanın en verimli ürünlerinin belleği de olsa..taş üzerinde çatlayan fedakarlığı ile bir hizmet meydana getiremeyecektir…Her yatırımın karşılığı ancak en uygun zeminin tanzimine bağlıdır…Kabiliyetler de tohum hükmündedir…İcada yardım edecek esaslar en genel anlamında sıkışık bir düzenektir..Bir çocuğun hayata merhaba demesi ve yaşam adaptasyon süreci ve dünyaya gelişindeki tüneller gibi…Ve bulutların bir araya gelip büyük bir enerjiyi açığa çıkarması…Ve nüvelerin yer altında bir baskı içinde kabuklarını çürüterek sürgün vermesi…Dalları budamanın neticeye katkısı ve sağlamlaştırılan bir niteliğin daha verimkar hale dönüşmesi..hayat kanunlarına entegrasyonun kaçınılmaz boyutudur…

Düşüncenin olgunlaşmasında bazı kanaatlerin deformasyonu gerekmektedir..Yenilenme hücresel bir kapasite ve yerinde değişimdir…İnsan anatomisinde bir yıl içerisinde bütün hücreler iki kez değişim geçirmektedir..Bu yenilenme vücudu elverişli kullanıma taşıma hareketidir…Kısaca hayat içindekilerle birlikte büyük ve bütün bir faaliyettir..Ve hareketliliğe çağıran ve durmayan bir davetiyedir… Devamı

Niçin Yaşamak…

Tarih 24 Ocak 2009 
KategoriRasathane | 1 yorum

İnsan dünyasının çoklu duygularının tanımlanma alanını psikolojinin bireyin kişisel çıkarlarına oranla belirleme teorileri ve pratikleri-karşılık bulamamış birçok duyguyu sahipsiz bırakmıştır…
Gözün gördüğü bir çiçeğin saksısındaki konumu ve insandan ayrı varlığını görüş ve değerlendirme olarak yaşamsal faydaya nasıl çevireceksiniz. Dalgalanan denizden esen rüzgâra kadar birçok kısır sentez doğuşuna şahit olabiliriz.Hayatın varlıklar üzerindeki genişliği ve insanın yaşama dâhil olması geniş bir anlamda hem akılsal hem duygusal bir fotosentezin realitesinin işleyişinin merkezliliğidir. Bu çekim kuvvetinden uzaklaşmak mümkün değildir.
Sistem tanımlanmalı ve uyumun belirlenmesi ve yeteneğin işlevi ile kabul noktasında bay passız nefes almanın rahatlığı ile buluşulmalıdır…
Güneş sisteminde hareketlilikle oluşan çekim kuvveti gezegenleri ve yıldızları kendine bağladığı gibi… Dünyanın aynı merkeze bağlılığı ile evrenin kalbi hükmünde olarak hayatı bu geniş âlemde neşir ediyor.
Hayata bir çekim merkezi bulunmazsa Meteor bir özelliğe sahip olup yaşamın atmosferinde erimemek mümkün değildir. Devamı

Okumak…

Tarih 24 Ocak 2009 
KategoriRasathane | Yorum yap

Okumakla elde edilen neticenin tümüne bilgi denildiği gibi, bilgi ise birkaç kategoriye ayrılmaktadır. Mesela bilginin en alt ve faydasız bölümü malumat edinimleridir… Bu tür kazanımlar kullanışsız bilgi yığınlarıdır…

Bazı okuma gruplarında sosyal statü belirleyen sınıfsallaşmaları içerir konumlar teşekkül eder…Mesela;siyasi ekonomik güncel politikalar gibi genel iştirakin temin edildiği geniş bir kitle..Gazeteler liderliğinde bir oluşum…Malumat alt konjoktörünü katılım çokluğuyla kendi sınıfına entegre eder…Gazete lisanı ile olan okumalar malumat denilen işlevsiz ve sadece depolanan nitelikteki faydasız kazanımlardır…
Devamı

Üretmek…

Tarih 24 Ocak 2009 
KategoriRasathane | Yorum yap

Üretmek;
İnsan yaratılış özelliği ve yaratılışına ait verilen cihazların kabiliyeti hem alıcı hem verici keyfiyetine haizdir…

İlgi ve faaliyet alanlarının özelliğine göre de cihazlarda gelişme veya gelişememe gibi durumlar meydana çıkar…

Yaşam sahasında etki ve tepki denge noktasından uzaklaştığında her denge yitimindeki netice gibi akamet kaçınılmaz olur…

Değer ve önem sathi ve verimsizlik ile dumura uğrayarak..mesuliyetli bedbaht tedenni neticelerini verir…

İnsan varlığı ve kabiliyet lisanı ve hakikatin en hakikatli beyanıyla”nihayetsiz yükseliş ve nihayetsiz alçalışa” müsait bir özellik içermektedir… Devamı

çapraz tutuş…

Tarih 24 Ocak 2009 
Kategoridoğruya doğru | Yorum yap

 

 

İnsanın yapısı itibariyle medeni olduğundan, kendi gibi insanlarla beraber bir şey yapmaya ve paylaşmaya muhtaçtır..Mesleklerin çeşitliliği; ihtiyaç dairesinin genişliğindeki gereksinimleri yerine getirmek adına başlı başına bir istihdamdır…

Bir birinin eksiğini ikmal etmek, bir birini tamamlamak,ihtiyacını gidermek, birleşerek bütün olmak.. tabiatta ki unsurlardan hayat ile alakalı her şey üzerinde görünür..Yağmurun, toprağın hararetini teskin etmesi gibi…Toprağın hayata yaptığı tablacılık gibi…

Biri birine kuvvet veren ve yardım eden şeylerdeki..Hem tamamlayıcı özellik hem yardımcı elemanların  yardım edebilme kabiliyetinde olması..Hem lojistik sağlarken tam yerinde müdahale istidadının kullanımı, mükemmellik işleyişin ahengini temin eder…Bir eksiği gidermek için yamanın ve ya tamamlayıcı parçanın yerindeliği ve yeterliliği tartışma götürmezken,yardım isteyenin eksiğini gidermek üzere hareket edeninde lazımlarının gerçekliği lazım ki ;ergonomik kullanım netice versin..Yani hem ihtiyaç gerçek hem tedarik gerçek olmalı ki hayali zanlardan ve sanal ihtiyaçlardan kurtularak hakiki hedefe doğru yolculuk temin edilsin…

Yoksa atak satın almaları ve gereksinim harcamaları..gerçek yerine geçen faraziyat ile Hakikat zannedilen hayaller..misyon elbisesi girmiş sözler nemlenmiş barut gibi çakar almaz bir düşünce ve hareket dünyasını sebep verecektir… Devamı

Marka ve ideoloji;

Tarih 18 Ocak 2009 
Kategoridoğruya doğru | Yorum yap

Marka ve ideoloji;

 

İsrail’in Filistin’deki savaşı..ve savaşa verilen tepkilerin başında gelen marka boykot çağrıları Biraz incelendiğinde, bu hakim marka ve pazarın hayata ait her alanda baskısı görünüyor..Ve bizim davet edildiğimiz ise bu ürünleri almayarak tepkinizi gösterin önerisidir…Tamam almıyoruz..Ateşkesten sonra?..Ya daha sonrası?..

 

Veya aldığımız başka ülke ve milletlerin  tüketim pazarına sundukları ürünlerin niteliği..yerli ürünlerin kimliği..veya üretim ham maddesi..sağlık ve  tarım alanlarının gereksinimi…Ağır sanayi mantığı..Silah endüstrisi antlaşmaları..Stratejik çıkarcılığın hassas çizgileri..Kısaca insanlık markamız bu kuşatmanın altında kaybetti mi?

 

Veya şöyle diyelim..Bu markaları bu kadar vaz geçilmez yapan nedir?Yaşamın en ince ayrıntısına kadar..kalemden mendile..kravattan iç çamaşırına..diş fırçasından sabuna,daha daha nelere kadar için içine nasıl girdiler?Ve neden her başarı hikayesinin arkasında bir yabancıdan yabancı bir mantık vardır?Ve neden o kimlikler prensipli çalışmanın en zirvesinde görünür ve gösterilir?..Bunları bu kadar dokunulmaz ve ulaşılmaz fikirler olarak benimseten acaba Hollywood film endüstrimidir..Amerikan pazarlama tekniklerimi?Bunlar başka dünyadan gelip üstün düşünce ırk’ı olup bütün insanlığı etki altına mı aldılar?..Aşılmaz ve artık asla yaklaşılamazlar mı? Devamı

MARTECH

Tarih 12 Aralık 2008 
KategoriKategorilenmemiş | Yorum yap

 MARTECH sınaî ve fikri haklar, yönetim sistemleri, ürün-hizmet belgelendirme ve eğitim hizmetleri konusunda
 güvenilir ve doğru çözümler sunan bir danışmanlık kuruluşudur.

Güvene dayalı hizmet anlayışını kendine rehber edinen MARTECH, tecrübeli kadrosu ve birlikte hareket ettiği
yurtiçi ve yurtdışındaki geniş uzman ekibi
ile hizmet verirken hukuki açıdan da müşterilerin haklarını korumak üzere yapılanmasını sağlamıştır.

Günümüzde önemi daha da artan ve kuruluşunuza katma değer sağlayacak sınaî ve fikri haklar, yönetim sistemleri,
ürün-hizmet belgelendirme ve eğitim ve danışmanlı hizmetlerimizin önemi artık neredeyse tüm kuruluşlar tarafından bilinmekte,
kurumsallaşma ve rekabet edebilme becerisi açısından da gerekliliği tartışılmaz hale gelmiştir.

Hizmetlerimiz konusunda güvenilen bir kuruluş olup, Sınaî Haklar bilincin yaygınlaşmasını Devamı